Aşil Efsanesi ve Truva Savaşı

truva savasi ve akilleus

İlyada, Antik Yunan şairi Homeros tarafından milattan önce sekizinci yüzyılda kaleme alınan, dünyanın en popüler destanlarından biridir. Bugünkü Çanakkale sınırlarında yer alan antik Truva kentinde geçen bu savaş, tarihler boyu doğu ve batı medeniyetlerinin çatışmasından tutun da öfke, hile, onur ve vatan savunmasına kadar pek çok olguya sembol olmuştur.


Truva Savaşı Neden Başladı?

Günümüz Mora yarımadasında hüküm süren hırslı Miken Kralı Agamemnon, Anadolu'da yer alan Truva şehrine gözünü dikmişti. Truva Kralı Priamos'un ise tam 50 çocuğu vardı. Efsaneye göre ölümlü erkeklerin en güzeli olan Paris, bu çocuklardan biriydi.

Paris, Sparta Kralı Menelaos'un davetinde güzeller güzeli Helen'i gördü ve ona aşık oldu. Helen de Paris'e karşı boş değildi. Davet dönüşünde Paris, Helen'i kaçırarak Truva'ya götürdü. Bu aşk, iki ülkenin sona giden yolculuğunu başlatacaktı.

Şerefi iki paralık olan Menelaos, intikamını almak ve adını kurtarmak için kardeşi Agamemnon'dan yardım istedi. Agamemnon, yeni topraklar fethetme konusunda son derece istekli ve savaşçı ruhlu bir kraldı. Teklifi hemen kabul ederek Yunan yarımadasındaki şehir devletlerinin gücünü birleştirmeye koyuldu. Yunanistan'ın dört bir yanına çağrılar yapıldı; krallar ve askerleri toplandı.

Bu krallardan biri de İlyada destanı ile birlikte anılan İthaka Kralı Odysseus'tur. Odysseus, savaşa katılmamak için deli taklidi bile yaptı. Ancak Agamemnon'un askeri Palamedes onun oyununu ortaya çıkardı ve Odysseus, istemeyerek de olsa Truva savaşına gitmek zorunda kaldı.


Aşil Neden Bu Kadar Önemliydi?

Akhaların kahini Kalkhas çarpıcı bir kehanette bulundu: Yunan mitolojisinin en büyük askeri olarak kabul edilen Aşil savaşa katılmadan Agamemnon kazanamaz, Truva düşmezdi.

Aşil'in efsanesi, doğumundan önce başlar. Annesi su tanrıçası Thetis, babası ise ölümlü bir kral olan Peleus'tur. Geleceği görme yeteneğine sahip olan Thetis ile ilk başta Zeus evlenmek istemişti. Ancak bir kehanette Thetis'in ölümlü bir erkekten çocuk yapması durumunda bu çocuğun son derece güçlü olacağı belirtilince, tanrılar Thetis ile Phthia Kralı Peleus'u evlendirdiler. Bu birliktelikten Akhilleus, yani Aşil doğdu.

Aşil çeyrek tanrı konumundaydı. Babası Peleus, Myrmidon'ların kralıydı. Myrmidon'lar; savaşçı, komutanlarının emrine koşulsuz uyan sadık bir halktı. Bugün bile "Myrmidon" deyimi, emirlere uyan sadık askerler için kullanılmaktadır.

Aşil doğduktan hemen sonra annesi Thetis, onu yeraltı ülkesinin ırmağı olan Styx'te yıkadı. Thetis'in elini bu suya sokması yasak olduğundan, bebeği sol topuğundan tutarak suya daldırdı. Bu sihirli ırmağın suyu Aşil'e savaşlarda yara almasını engelleyecek güç verdi. Ancak topuğu suya girmediğinden, burası onun tek zayıf noktası olarak kaldı.

Aşil, kendi adının ölümsüz olmasını istiyordu. Çağlar boyu anılmayı, büyük bir savaşçı olarak tarihe geçmeyi arzuluyordu. Bunu bilen annesi Thetis, oğluna Truva savaşına gitmesi halinde öleceğini ama adının hiçbir zaman unutulmayacağını söyledi. Aşil bu kaderi kabul etti ve savaşa katılma kararı aldı. Yani kısa ama şanlı bir hayat ile uzun ama sıradan bir hayat arasında bilinçli bir seçim yaptı.


Akha Ordusunun Truva'ya Seferi

Agamemnon'un birleşik ordusu gemilerle bugünkü Çanakkale'ye, yani Truva'ya doğru büyük bir sefere çıkacaktı. Ancak önemli bir engel vardı: Yunanistan kıyısında orduyu gemilere yüklediler, fakat yelkenleri dolduracak rüzgar bir türlü gelmedi.

Bunun üzerine Agamemnon, kendi kızı İphigenia'yı av tanrıçası Artemis'e kurban etmeye karar verdi; bakire kanı döküldüğünde rüzgarın eseceğine inanıyordu. Tam bu an Artemis, kızın yerine dişi bir geyik gönderdi. Agamemnon geyiği kurban edince İphigenia, Artemis tapınağına rahibe oldu. Ardından rüzgar çıktı ve gemiler yola koyuldu.

Miken, Sparta, İthaka, Pylos gibi farklı krallıklardan oluşan Akha donanması, önce Mysia bölgesine çıktı ve burayı Truva sanarak yağmaladı. Gerçeği anladıktan sonra asıl Truva'yı kuşatarak Kral Priamos'a Helen'i iade etmesini ve tazminat ödemesini talep etti. Priamos bu teklifi reddedince, büyük Truva savaşı resmen başlamış oldu.


Aşil'in Öfkesi: İlyada Destanının Kalbi

Savaş büyük çarpışmalarla devam ederken Aşil ile Akha ordusu komutanı Agamemnon arasında ganimet yüzünden ciddi bir anlaşmazlık çıktı. Agamemnon, Aşil'in savaş ganimeti olarak aldığı Briseis'i zorla elinden almıştı. Herkesin önünde yaşanan bu ağır tartışmanın ardından Aşil, en yakın dostu Patroklos dışında kimseyle görüşmeyeceğini ilan ederek çadırına kapandı.

Aşil'in savaş dışında kalmasının bedelini Akhalılar hemen ödedi: Üç büyük yenilgi alarak savunmaya çekildiler. Agamemnon ve Odysseus, Patroklos'u Aşil'i ikna etmesi için görevlendirdi. Ancak Aşil ikna olmadı, hatta Yunanistan'a geri döneceğini söyledi.

Bunun üzerine Patroklos, Aşil'den onun zırhını giyerek savaşa girmek için izin istedi. Amacı Akhaları toparlayıp Truvalıları gemilerden uzaklaştırmaktı. Aşil kabul etti; tek şartı Patroklos'un Truva surlarına yaklaşmamasıydı.


Savaşın Kırılma Noktası: Patroklos'un Ölümü

Patroklos, peşindeki askerlerle Truva'ya saldırdı ve pek çok Truvalı askeri öldürdü. Ta ki Truva Kralı Priamos'un oğlu Hektor karşısına çıkana kadar. Asya'nın en büyük askeri olarak kabul edilen Hektor, Patroklos'u öldürdü.

En sevdiği dostu Patroklos'un Hektor tarafından öldürüldüğünü öğrenen Aşil, öyle bir çığlık attı ki denizlerde yaşayan annesi Thetis bu çığlığı duyarak hemen yanına koştu. Öfkeden çılgına dönen Aşil artık tek bir amaçla savaşa geri dönecekti: Hektor'u öldürmek.

Uzun süredir savaşmayan Aşil'in silahı yoktu. Annesi o gece demirciler tanrısı Hephaistos'a Aşil için özel bir kalkan ve zırh yaptırttı.


Hektor ile Efsanevi Düello

Aşil, korkunç bir canavar gibi Truva'ya saldırdı; nehirler kandan kırmızıya boyandı. Truva surlarının önüne gelerek Hektor'u teke tek düelloya davet etti.

Hektor, Truva'nın düşmemesi için savaşan ama kaderden kaçamayan kahramandı. Truva savaşının belki de en büyük anında Hektor ile Aşil efsanevi bir çarpışmaya girdi. Homeros'un İlyada destanında belirtildiği üzere bu düelloda Aşil'e tanrı Athena yardım etti. Sonunda Hektor, Truva halkının gözü önünde Aşil tarafından öldürüldü.

Ancak Aşil'in öfkesi henüz dinmemişti. Hektor'un cesedini Truva surlarının önünde at arabasına bağlayarak yedi kez gezdirdi ve cenazeyi teslim etmek istemedi. Oğlunun ölümüne dayanamayan Kral Priamos, Aşil'in çadırına gelerek yalvardı. Acılı bir babanın bu yakarışı karşısında Aşil'in yüreği yumuşadı ve Hektor'un cenazesini babasına teslim etti.


Amazon Kraliçesi Penthesileia

Hektor'un öldürülmesinin ardından onun teyzesi olan Amazon Kraliçesi Penthesileia, yeğeninin ölümüne çok üzüldü ve kadın Amazon savaşçılarıyla birlikte Truva saflarında savaşa dahil oldu. Penthesileia de savaşta Aşil tarafından hayatını kaybetti.


İlyada Destanı Gerçekte Ne Anlatır?

Truva savaşı tam 10 yıl sürmüştü. Ancak İlyada destanı, bu savaşın yalnızca son 51 gününü anlatır. Destan; Aşil'in öfkesiyle başlar ve bu öfkenin, Hektor'un cenazesinin babaya teslim edilmesiyle dinmesiyle sona erer.

Sanılanın aksine Aşil'in topuğundan vurulması, Truva'nın düşüşü ve ünlü Truva Atı hikayesi orijinal İlyada'da yer almaz. Bunlar Truva savaşını anlatan diğer epik şiirlerde ya da Vergilius'un Aeneis eserinde geçer. Homeros'un İlyada'sı bir savaş destanı değil, aslında bir öfkenin hikayesidir.


Truva Atı ve Şehrin Düşüşü

Truva Atı'nın hikayesi Odysseia ve en ayrıntılı haliyle Vergilius'un Aeneis'inde aktarılmaktadır. Aşil, Hektor'u öldürdükten sonra Truva'ya büyük bir saldırı düzenledi. Bu saldırı sırasında Hektor'un kardeşi olan Paris'in attığı zehirli ok, Aşil'in topuğuna isabet etti ve Yunanistan'ın en büyük askeri hayatını kaybetti. Tarihi bir rivayete göre ise Aşil'i öldüren aslında Paris değil, onun kılığına bürünen Güneş Tanrısı Apollon'dur.

Ardından Odysseus'un planı devreye girdi. Akha ordusu sahte bir geri çekilme yaparak savaştan vazgeçmiş gibi göründü. Sahile Epeios adlı usta tarafından yapılmış büyük bir tahta at bırakıldı. Truvalılar bu atı tanrıların bir hediyesi sanarak zafer sevinci içinde şehrin içine aldılar ve şenlikler başladı.

Gece olduğunda atın içindeki Akha askerleri dışarı çıkarak şehrin kapılarını açtı. Akhalılar Truva'yı yakıp yıkarken tüm erkekleri öldürüp kadınları esir aldı. Kral Priamos ve tüm oğulları hayatını kaybetti.

Paris, Helen'i korumaya çalışırken babasının ölümüyle savaşa katılan Aşil'in oğlu Neoptolemos tarafından öldürüldü. Sparta Kralı Menelaos ise onca acının ardından eski karısı Helen'i alarak Sparta'ya döndü. Truva şehri tarihe karıştı.


Truva Savaşı Efsane mi, Tarih mi?

Latin kaynaklarına göre Truva'dan son anda kaçmayı başaran az sayıda Truvalı, İda Dağı'na sığındı ve oradan gemilerle İtalya'ya geçerek Roma'yı kurdu. Bu nedenle sonradan eklenen destanlarda Yunanlılar acımasız ve hilekâr, Truvalılar ise mağdur olarak tasvir edilir.

Yüzyıllar boyunca Truva Savaşı bir efsane olarak kabul gördü. Ancak Homeros destanlarına derin bir inanç besleyen Alman arkeolog Heinrich Schliemann, 19. yüzyılda Osmanlı Devleti'nden aldığı izinle Çanakkale'deki Hisarlık Tepe'de kazılara başladı. 1870'li yıllarda yürütülen bu çalışmalar sonucunda üst üste kurulmuş çok katmanlı bir antik şehir gün yüzüne çıkarıldı.

Yapılan araştırmalar, Truva'nın en az dokuz kez yıkılıp yeniden kurulduğunu ortaya koydu. Homeros'un İlyada destanında anlattığı Truva'nın ise büyük olasılıkla altıncı ya da yedinci katmana ait olduğu kabul edilmektedir. Schliemann'ın bulduğu ve daha sonra gizlice yurt dışına kaçırdığı Truva hazineleri günümüzde de büyük tartışma konusudur.


Aşil Tendonu: Efsaneden Tıbba

İnsan vücudunda bacak kasları ile topuğu birbirine bağlayan en güçlü tendon, Aşil'in öldürüldüğü bölge nedeniyle Aşil Tendonu olarak anılmaktadır. Aşil'in hikayesi yalnızca destanlarda değil, anatomi biliminde de yaşamaya devam etmektedir.


Odysseia'da Aşil'in Ruhuyla Karşılaşma

İlyada'nın devamı niteliğindeki Odysseia'da, Odysseus yeraltı ülkesinde Aşil'in ruhuyla karşılaşır. Aşil ona şunu söyler:

"Ölüler ülkesinde kral olmaktansa, yeryüzünde bir kölenin kölesi olmayı isterdim."

Kısa ama şanlı bir hayatı seçen Aşil, bu seçimin bedelini sonsuza dek taşımaktadır. İlyada'nın mesajı da tam olarak budur: Öfke geçici, hafıza kalıcıdır.



Yorum Yap

Daha yeni Daha eski